Travmanin hayatimizdaki işleyişi

Travmanin hayatimizdaki işleyişi

TRAVMANİN HAYATİMİZDAKİ İŞLEYİŞİ

Yaşanan travma kendini tekrar eder. Güçlü ve derinden sarsan olaylardan sonra insan o hafızasında tekrar tekrar yaşar (Kaza,deprem,savaş vs). Bazen bağlantı tamamen kesiliyor ve insan hiçbir şeyi hatırlamıyor.* Bu tarzdan aralıksız görüntülenmesine binaen sistemi kapanıyor, yaşanmamış sayar.

Ancak bu durum belirli bir süre sonra (bir kaç ay ya da yıl) ışıklarla tekrar ortaya çıkar. Buna da Travma Sonrası Stres Bozukluğu denir. Savaş ve depremlerden sonra genellikle TSSB sorunu gündeme gelir.

Aynı durum insanda bol miktarda yaşanır. İlişkilerimizde yaşanmış olan duygusal travma sonrasında kendini tekrar eder. Bu nedenle çoğumuz aynı kısır döngülerden bir şekilde çıkamayız.

Hepimiz farklı kişilerle, farklı zamanlarda hep aynı şeyleri yaşarız.

Çocukluk döneminde en çok yaşadıklarımız değerlerin dışlanması, onaylanmaması, önemsenmeme, sevgi, korku, acı, küçümsenmesi, suçluluk* vs. yeni olmuşsa parçalanmış kişi otomatik olarak o parçalar seçilir/ inşa edilir.

Bu olayın yaşandığı gerçekliğin bizdeki yansımasıdır. Yaşanan olaylar ve karşılaştığımız tutumların objektif gerçekliği farklı, bizdekinden farklı.

Ve bizi hasta eden, üzen, mahveden şey bu yansımalardır.

Biz kendi geçmişimizden kaçtıkça, bulduğumuz fırsatta çıkar. Özellikle o rollerin içine girdiğimizde. Örneğin anne ya da babamızın davranışlarından şikayet eder ve çoğu konuda onlar gibi olmayı istemiyoruz. Ancak biz ebeveyn seçenekleriki rol model kalıplarını tekrarladığımızın bilincinde olmayız.

Veya doğum döneminde suçlanmaya maruz kalmışsak, hayatımızdaki ilişkilerde hep suçlu olanlar ve muhatabımızı hep suçlarımız.

Sağlıklı iletişim kuramadığımızda yani saklamayı unutmadığımız için ve sadece şikayet etmekten yana olduğumuz için aynı şeyler hayatımızda tekrarlar durur.

Peki bundan kurtulmanın yolu var mı?

Elbette var.

Şimdi size bilinçaltı temizliği demeyeceğim zira bu bir uydurmadır.

“Bilinçaltı Temizlemesi”, insanların basitleştirilmiş bir sömürüsüdür. Tedavide bilinçaltı ile çalışma vardır ancak temizlik yoktur.

Hayatta kalmamız hiçbir olay ve hiçbir kişinin* tesadüf değildir.

Yaşadığımız her acı/duygularımızın travmalarının tedavisi içindir. Çünkü travmanın ikinci kez travmatize edilmesi vardır. İlkinden kurtulmak için ikinci travmaya maruz kalmamız gerekir. Yani babanızla çözemediğiniz sorunlar karşınıza eşlerinizle farklı boyutlarda ancak aynı şekilde tekrar gelir. Annenizle ve hatta öğrenemediğiniz ebeveynlerinin kendi ebeveyni ile* çözdüğü konuları farklı dağıtarak tekrar çıkar. Taşımızdaki içi aşılana kadar. Aşamamız yani “tamamlanmamış” ne varsa o çıkar. Ve eğer biz bunu kendi içimizde halledemezsek, yaşanan kronik sorunlar kuşaktan kuşağa, kendi nesillerimize taşınırız.

Bu nedenle vebali çok ağır yükler taşıyoruz. Hem dünyevi hem duygusal hem manevi anlamda. Ancak ne yazık ki sadece dünyevi yüklerin farkındayız ve sadece onu dert ediniyoruz. Bir ev sahibi çocuğumuza ev bırakmayı, onun kuracağı yuvaya bizden içerdeki hangi sorunları taşıyacağından bin kat* daha önemsiyoruz. Ve sonuç milyarlarca masrafla oluşturulan evliliklerin bir kaç aylık hikayesinden sonra sonuçlanması. Ne acı. Yazık.

Kabul edilmesi bütün travmaların yaşam sürecinin değişmesi gereken en önemli aşamadır. Ve o aşamaya gelinceye kadar 4 aşamadan geçiyoruz.

Travma Süreci Evreleri

1) Şok Evresi: Hiçbir şeyin algılanmadığı bütün alıcıların kilitlendiği kısa evre. Bu evre çok kısa sürer ve ikinci evreye geçilir.

2) İnkâr Evresi: Bu evrede “Olamaz, Hayır, İnanmıyorum” ifadeleri ve duyguları hakimdir.

3) Suçluluk Duygusu: Keşkeler, pişmanlıklar yaşanır ve yaşanan travmanın nedeni olarak kişi kendini görür (Acele etseydim bunları yaşamazdı vs.)

4) Öfke Duygusu:Hem kendine, hem kaybedilen kişiye, bazen kadere vs.

5) Kabullenme: Direnci bırakma ve acıya izin verme. Acziyetinin kabul edilip teslim olma ve anlamlandırma sürecidir.

Bu son Anlamlandırma süreci devreye girer ve kişi artık yaşadıklarına belirli bir mesafeden daha fazla bakmaya başlar.

Artık bilinç ve irade devrededir. Beynin alt bölgesi yer alan Amigdala ( Duygu kayıt yeri) ile üst bölgesi ( beyin, kurma, anlamlandırma) iletişim geçer ve süreç bağlantısı başlar. Öncesinde ise alt beyin ile üst beyin bağlantısı kesildi. Sadece alt beyin aktifti (duygu).

İşte bu yüzden acı veya korku yaşayan insanlara, henüz onlar o duygu yoğunluğu içerisindeyken, onlara doğru dürüst dinlemeden doğrudan çözüm önerileri sunmak kesinlikle nafiledir.

Sizi duyuyorlar çünkü henüz duygu bombardımanı içindedirler.

Bazen duygular öyle yoğun ve karışık ki acı, suçluluk, pişmanlık, öfke, çaresizlik vs. bir aradadır. Böyle bir duygunun yaşanmasına/akılmasına izin verilmesi gerekir. Biz toplumun genel olarak miktarını hemen azaltmaya çalışıyoruz. Hatta telkinlerimiz bile “Ağlama, üzülme vs.” Bir cenaze oluyor ve saklanan kişi en yakınları direkt acil servislerde iğneler, serumlar altında. Bu durum kesinlikle sağlıklı değil.

*Acı akmayınca daha büyük psikolojik sorunlar devreye girer. Panik Atak veya Bozukluk rahatsızlıklarının altında yaşanmamış yaslar vardır.

Toplum olarak acılara, olumsuzluğa izin vermemeyi başarmamız gerekiyor. Acının ve yanlış fonksiyonları görmeliyiz ve buna izin vermeliyiz ancak ona gömülmeden. Duyguya izin vermezse veya bizi yönetmesine izin verirse, kabul eder ve kontrollü şekilde akmasına izin verirse biz onu yönetiriz.

Travma insanın değişen kişinin melekelerinin ortak nedeni olur. İnsanın kemalata durumu için acı/travma ile dönüşmesi sağlanmıştır. Acı olmadan insan dönüşemez. Bilginin tek başına işlevi vardır. Bilgi olmadan travmanın da işlevi yoktur.

Bilgi ve sessizlik…

Bazen susmak ve güzel bir iyiliktir.

Ne kadar da az seçenek var.

Susmayı öğrenebilmek dileğiyle.

Sevgiyle kalın…

Benzer Yazılar

Birlik ve Dayanışma Sendikası 10. Yılında 3. Şubesini Açtı

Genel 5 ay önce

Aile hekimliğinin ilk sendikası olarak 2014 yılında kurulan Birlik ve Dayanışma Sendikası, bugün alanının en büyük sendikası olarak yoluna devam ediyor.

Hipofiz Tümörü Kalıcı Körlüğe Neden Olmasın!

Genel 5 ay önce

Hipofiz bezi, salgıladığı hormonlarla birçok organımıza müdahale ederek yaşamsal fonksiyonlarımızı düzenleyen bir bezdir. Vücuda salgılanan tüm hormonların ‘orkestra şefi’ olarak tanımlanan hipofiz bezinden köken alan tümörlere ise ‘hipofiz tümörü’ deniliyor.

Hafızayı çelik gibi yapıyor. Kolesterolü yerle bir yediyor. Giresun’da yetiştiriliyor

Genel 5 ay önce

Doğal ürünler giderek daha fazla tercih edilirken, insanlar şifa veren bitkilere olan meraklarını artırıyorlar. Giresun’da yetişen ve kolesterolü düşürüp hafızayı güçlendirdiği bilinen moringa bitkisinin faydaları göz önünde bulunduruluyor. Moringa …

0 Yorum

Yorum Yaz

Rastgele