Peter pan sendromu- hiç büyümeyen yetişkinler

Peter pan sendromu- hiç büyümeyen yetişkinler

Peter Pan Sendromu Nedir?

Peter Pan Sendromu, büyümemiş, psikolojik açıdan olgunlaşmamış gibi görünen yetişkinleri, özellikle büyümeyen erkekleri ifade eden popüler bir psikolojik terimdir. Bazı psikologlar Peter Pan Sendromu’nu ‘kişinin ısrarlı şekilde yetişkin sorumluluklarını kabul etmek istememesi veya kabul edememesini’ yansıtan bir davranış modeli olarak açıklar.

Peter Pan Sendromu Nasıl Ortaya Çıktı?

Bu sendrom için yapılan ilk tanımlama Psikolog Dan Kiley tarafından gerçekleşmiştir. D. Kiley 1983’te yayımladığı kitabı ‘Hiç Büyümeyen Erkekler’de ilk kez bahsi geçen Peter Pan Sendromu için İngiliz yazar James Matthew Barrie’nin Peter Pan kitabından ilham almıştır. Yetişkin olma ve büyümeyle ilgili sorunlar yaşayan bireyler tanımlamasını yapan Dr. Dan Kiley, Peter Pan’ın temsil ettiği karakterden etkilenmiştir. Bu kitapta Peter Pan hiç bitmeyen bir çocukluk yaşayan birini temsil eder. Kitabın ilk cümlesi de oldukça etkileyicidir: ‘Biri dışında, bütün çocuklar büyür ve büyüyeceklerini erken yaşta öğrenirler.’ Kiley, yazdığı bu kitapta 30’lu yaşlarda hatta daha sonraki yılları kapsayan yetişkin görünümlü çocukların ortaya çıktığı ve büyümeyen bireylerin ruh sağlığında ciddi bozulmalar meydana geldiğini belirtmiştir.

Peter Pan’ın Çıkış Öyküsü

James Matthew Barrie, 1912 yılında kendi yaşamından ve cinsel kimlik bunalımından esinlenerek yazdığı kitabı yayımlamaya karar verir. Barrie 6 yaşındayken, 13 yaşındaki ağabeyini kaybetmiştir. Bu kaybın acısı tüm aileyi etkilemiştir fakat en çok etkilenen Barrie’nin annesidir. Anne yaşadığı kayıpla başa çıkamayıp bir süre sonra Barrie’yi 13 yaşında ölen abisinin yerine koymuştur. Barrie’ye karşı duyguları ve davranışları değişen annenin bu atılımı, Barrie’nin 13 yaşında kalmasına sebep olmuş ve bu bunalım öyle bir boyuta ulaşmıştır ki Barrie yaşamı boyunca 13 yaşındaki bir çocuk gibi davranmaya başlamış ve cücelik hastalığına yakalanarak erişkin boyu 140 cm civarında kalmaya devam etmiştir. Böylece James Matthew Barrie kendi yaşam öyküsünden etkilenerek Peter Pan adından bir hikaye yazmaya karar verir.

Sendromun 7 Temel Belirtisi

  1. Duygusal Felç: Donuk duygulara sahip olabilme, duygularını ancak uygunsuz şekilde ifade edebilme.
  2. Yavaşlık: Kayıtsız, işleri ağırdan alan, erteleyen, sıklıkla geç kalan kişi olabilme
  3. Sosyal Zorluklar: Endişeli, kaygılı hissedebilme ve anlamlı arkadaşlıklar kurmakta zorlanabilme
  4. Sorumluluktan Kaçınma: Genellikle hatalarının sorumluluğunu almaktan kaçınma, başkalarını suçlayabilme.
  5. Kadınlarla İlişkiler: Anne ilişkilerinde zorluk yaşayabilme, gelecekteki romantik partnerlerine ‘anne figürü’ gibi davranabilme
  6. Erkeklerle İlişkiler: Babadan uzak hissedebilme ve erkek otorite figürleriyle sorun yaşayabilme.
  7. Cinsel İlişkiler: Romantik partnerler tarafından reddedilmekten korkabilme, kendine bağımlı bir partner isteyebilme.

Peter Pan Sendromu’na Neden Olan Etmenler

Kiley’e göre Peter Pan Sendromu’nun tohumları çocukluk döneminde atılmıştır. Yine bu temelde bu psikolojik fenomende aşırı korumacı ebeveynlerin rol oynadığına inanmak için güçlü hipotezler bulunmakta. Çocukların büyüyüp olgunlaştıkça sorunlarla nasıl baş edebileceklerini öğrenmeleri gerekir ve bu noktada ebeveynlerin çocuklara sorumluluklar yüklemesi oldukça önem taşır.

Bir diğer neden ise yetişkinler tarafından çocuklara aktarılan ve yetişkin olmanın dert ve acı içerdiği mesajını veren ifadelerdir. Çocuklar yetişkinleri dinleyerek ve izleyerek öğrenir ve bilgileri içselleştirirler. Bu anlamda çocuğa karşı kullanılan dil, sunulan bakış açısı ve mesajların bir örnek teşkil edebileceğini unutmamak gerekir.

Bu noktada ebeveynlerin Peter Pan Sendromu’ndan haberdar olmasının ve çocuğunu büyütürken bazı ilkeleri gözden geçirmesinin büyük önem taşıdığını vurgulamak isterim.

Uzman Klinik Psikolog Damla KANKAYA SÜNTEROĞLU

Yazan: Psk Öğr. Sıla Zeynep ÖZSARI

Benzer Yazılar

Birlik ve Dayanışma Sendikası 10. Yılında 3. Şubesini Açtı

Genel 3 ay önce

Aile hekimliğinin ilk sendikası olarak 2014 yılında kurulan Birlik ve Dayanışma Sendikası, bugün alanının en büyük sendikası olarak yoluna devam ediyor.

Hipofiz Tümörü Kalıcı Körlüğe Neden Olmasın!

Genel 3 ay önce

Hipofiz bezi, salgıladığı hormonlarla birçok organımıza müdahale ederek yaşamsal fonksiyonlarımızı düzenleyen bir bezdir. Vücuda salgılanan tüm hormonların ‘orkestra şefi’ olarak tanımlanan hipofiz bezinden köken alan tümörlere ise ‘hipofiz tümörü’ deniliyor.

Hafızayı çelik gibi yapıyor. Kolesterolü yerle bir yediyor. Giresun’da yetiştiriliyor

Genel 3 ay önce

Doğal ürünler giderek daha fazla tercih edilirken, insanlar şifa veren bitkilere olan meraklarını artırıyorlar. Giresun’da yetişen ve kolesterolü düşürüp hafızayı güçlendirdiği bilinen moringa bitkisinin faydaları göz önünde bulunduruluyor. Moringa …

0 Yorum

Yorum Yaz

Rastgele